Tag: blog

halen ne zaman döneceğimi, nereye döneceğimi bilmiyorum. ama bunu dert etmemeye, eğer burada olmam gerekiyorsa bu iş olmasaydı başka bir sebeple burada olacağımı, bundan kaçış olmadığını biliyorum. kabulleniyorum. mukadderat en sevdiğimiz on kelimeden biri.

Bir Nisan

Kendimi bildim bileli yeni yıl hep nisanda başlıyormuş gibi hisseder, yeni yıl kararlarını hep martta düşünür nisanda uygulamaya başlardım. Şimdi bunları yazarken dün yağan karın üstündeki güneşi gördükçe bunun nedenini daha iyi anlıyorum. Bu sene böyle bir arzum ve planım olmamasına rağmen hayat bana martta bol bol düşünecek zaman verdi. Bu yazı da o düşüncelerden beslenen kelimelerden oluşuyor zaten. 

-yazmasam delirirdim. s.f.-

Son iki seneyi pek iyi geçirdiğim söylenemez. Yani bir sürü güzel şey yaşadım tabii, nankörlük edemem. Ama hayatımın başka bir diliminde karşılaşmadığım kadar yol ayrımı ile karşılaştım. Hep seçmek zorunda kaldım bir şeyleri. Ya bu – ya o oldu daha önce olmadığı kadar. Koşullar bir şekilde böyle sonuçlar doğurdular iki yıl boyunca. Neden-sonuç ilişkileri her zaman yeterince keskin olmuyor malesef. Herhangi birini ya da bir şeyi suçlamak da değiştirmeyecek bu sonucu. Kabul edebilmek lazım sadece. 

-tanrım bana değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etme gücü, değiştirebileceğim şeyleri değiştirme cesareti ve bu ikisi arasındaki farkı anlayabilme sağduyusu ver. m.m.-

İki yıl boyunca üç ayrı kıtada yaşadım. Yeni insanlarla tanıştım. Sevdim, aşık oldum. Sarsıldım çokça ama mücadeleden de vazgeçmedim. Babamı kaybettim, kayboldum, ama unutmadım hiç. 20 yıl önce “yaşamaya mecbursun” demek için postayla ‘kaset’ göndermesini hatırladım her kayboluşumda. Hayata karşı duruşunu, konuştuklarımızı hatırladım. Yapmamam gereken şeyler yaptım, pişmanlıklara yakalandım. Yapmam gerekenleri ıskaladım, korkulara tutuldum. Kocaman merceklerin altında masaya yatırılmış kendime baktım uzun uzun. Şüphe ettim her şeyden, kendimden, nefretlere hapsoldum. Bitkin düştüm sonunda. Düştüm kısaca -kelimenin tüm diğer anlamlarıyla da.

-ölmedim, delirmedim. g.p.-

Bu karşılaştığım yol ayrımlarından birinde olağan olmayanı, zor olanı, tüm muhtemel sıkıntıları da göze alarak, doğru olduğunu düşündüğümü seçtim  -ki geçen ‘kısa’ zaman içerisinde kararımın doğruluğunu acı da olsa tecrübe ettim- ve artık, şimdi başka bir yolda seyrediyorum. Geçen zamanları düşünüyor, bunlardan kendime dersler çıkarıyor ve yürüdüğüm bu yeni yolda yüzüme gözüme bulaştırmamayı umut ediyorum.  

-umuttur ağacın her bahar yeşile durduğu. h.h.-

Zor zamanlar geçti. Bitti anlamında değil buradaki. Hala çekilecek acıların varolduğunu biliyorum. Henüz o kadar yitirmedim aklımı. Hayatın tıpkı mutluluk gibi, huzur gibi, acıyı da içinde barındırdığını ve acıyı ebedi bir şekilde ancak başucumuzdaki taşın dindirebileceğini düşünüyorum. Oraya doğru gidiyoruz hep beraber. Bunu biliyoruz da üstelik. Neden sürekli unutuyor ve kavga ediyoruz onu anlayamıyorum. Anlamadığım bir sürü şey var ya zaten, neyse. Şimdi buraya girersem çıkamayacağımı biliyorum en azından. 

-yaşamak, sevinçli acılar çekmek, hüzünlü neşeler yaşamaktır. o.a.-

Hasılı. Gelip geçerken bu diyardan bize biçilen hikayeyi yaşamaya devam ediyoruz işte öylece. Sonuna kadar da yaşayacağız üstelik soluk soluğa.

-hep yanıldı ve yenilgilere uğradı. ama atıldı yine de yeni serüvenlere. vakti olmadı acıların hesabını tutmaya. durup beklemeye, geri dönmelere vakti olmadı. a.t.-

Ve unutma sakın! 

Ne olursa olsun, “yaşamaya mecbursun”.